SONUÇ VE İLERİYE DÖNÜK ÇALIŞMALAR (TARTIŞMA) [3 Sayfa]


SONUÇ VE İLERİYE DÖNÜK ÇALIŞMALAR : (TARTIŞMA) Bu noktada, CLA’nın tümör genezini yavaşlattıkları bilinen diğer yağ asitlerine ilişkin etkisini göz önünde bulundurmak faydalı olacaktır. CLA, linoleik asitle yakından bağlantılıdır, fakat çift bağların yerleşimi ve geometrik yapısı yönünden linoleik asitten ayrılır. Fakat, linoleik asidin karsinogenez üzerindeki uyarıcı etkisinden farklı olarak, CLA tümör gelişimini engeller. Ip ve arkadaşları, daha önceleri meme kanserindeki ilerleme oranının, diyetteki % 0,5’le % 4 arasında değişen linoleik asit alımıyla arttığını göstermişlerdir. Linoleik aside daha geniş yelpazede duyulan ihtiyaç, karsinojenik pankreas lezyonlarının gelişimini de göstermiştir. Dolayısıyla, literatürde linoleik asidin CLA’ya nisbeten tam zıt yönde etkisi olduğuna yönelik tutarlı bulgular mevcuttur. Balık yağının kimyasal aracılı ve nakledilebilir tümörleri engellediği, pek çok araştırmacı tarafından rapor edilmiştir. Yalnız, bu cevabı sağlamak için gereken balık yağı miktârı, genellikle diyetin % 10’unu geçmektedir. Tablo – 3’te gösterildiği gibi, diyetteki % 0,1 oranındaki CLA, meme tümörü kitlesinde belirgin bir azalmayı sağlamak için yeterlidir. Diyetle alınan toplam yağ miktârındaki azalan tüketimin de, tümör gelişimini geciktirdiği bilinmektedir. DMBA aracılı meme kanseri modeli olan farelerin kullanıldığı bi risk değerlendirme çalışmasında Ip, elde ettiği temel verilerden yağ alımındaki % 20’den % 10’a gerileyen bir azalmanın, tümör kütlesinde % 50’lik bir azalmaya karşılık geldiğini hesapladı. Tablo – 3’te özetlenen çalışma, diyete sadece % 0,25’lik CLA’nın eklenmesinin, aynı etkiye yol açtığını göstermiştir. Yukarıdaki tartışmadan, CLA’nın kanseri önlemedeki etkisinin özgün olduğu ve CLA’nın, tümör gelişimini yavaşlatmada diğer herhangi bir yağ asidinden daha güçlü olduğu sonucuna varılabilir. Diyetle % 0,1 oranında CLA alan 350 gramlık bir fare, günde toplam 0,015 gram CLA almış olacaktır. 70 kiloluk bir kişiye yönelik olarak yapılan doğrudan bir araştırmada, bu miktâr günlük 3 grama tekabül etmektedir. Bu miktâr, bazı besinlerdeki CLA içeriğinin daha önceki analizine bağlı olarak tahmin edilerek ortaya konulan, ABD’deki birkaç yüz miligram / kişi / günlük miktârdan daha fazladır. Fakat, CLA yönünden zengin olan besinler, yağ da içermektedir. Dolayısıyla tek başına CLA’nın, fazla miktârda yağ alan insanlar üzerindeki etkisine ilişkin epidemiyolojik verileri değerlendirmek güçtür. Pişmiş ve çiğ yiyeceklerden fazla miktârda CLA alımına ilişkin veri tabanının ve dikkatlice hazırlanmış özgün ve ileriye dönük kohort çalışmaların, CLA’nın potansiyel rolünün ortaya çıkarılması için gelecekte de sürdürülmesi gerekmektedir. Toplam yağ alımıyla kanser riski arasındaki bağlantı üzerinde daha fazla ilgi toplanmıştır. Diğer yandan, vaka kontrol çalışmalarından ve kohort çalışmalardan elde edilen ve sıklıkla negatif olan sonuçlar, bu ilişkinin karmaşıklığına yönelik küçük şüphelere yol açmıştır. Willet ve arkadaşları tarafından yapılan diğer bir çalışmada, diyet yağı göğüs kanseri açısından bir risk faktörü olarak bulunmamıştır. Bu kohort çalışmadaki yağ alım aralığı, uluslararası ekoloji çalışmalarında gözlendiği kadar fazla olmamasına rağmen, batı diyetindeki CLA mevcudiyetinin yüksek miktârdaki yağın göğüs kanseri riski üzerindeki etkisini yavaşlattığını düşünmek, oldukça makuldür. CLA ile toplam yağ alımı arasındaki etkileşimleri tetkik etmek için tasarlanmış daha ileri seviyede araştırmalara ihtiyaç vardır. Dolayısıyla, CLA’nın kanserden koruyucu etkisinin sağlık bakımına ve hastalık kontrolüne olan katkısını tam olarak belirlemek için, CLA’nın farklı diyet şartlarında denenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. CLA’nın in vivo ortamdaki antikanserojen etkisine ilişkin, literatürde az miktârda bilgi vardır. Şu âna dek, hayvan tümör modellerinde CLA kullanımı üzerine sadece dört çalışma yayınlanmıştır. Pariza’nın grubunca yayınlanan iki çalışma, farelerdeki deri ve mide tümörleri üzerindeki başarılı önleme etkisi rapo [Ödev İndir]