SELANİKİN KAYBI [5 Sayfa]


SELANİKİN KAYBI Beliner Tageblatt adlı bir Alman gazetesinin savaş muhabiri, o günlerin Selaniki için gazetesine şunları yazıyordu: "Kalabalık asker ve kaçak kafileleri hazin, acınacak bir durumdaki şehre hücum ediyor. Türk ordusu şehrin sokakları önünde düşmanı bekliyor, fakat erler arasında ancak birkaç subay bulunuyor: Büyük kısmı bırakıp gitmiş. Lime lime elbiseler giymiş, tam bir moral çöküntüsü içinde bulunan kaçak askerlerin ardı arkası kesilmeyen geçişi, Napolyonun Rusya çekilişini andırıyor. Her tarafta cesetler ve at leşleri var. Dün 50 kaçak, açlık ve soğuktan öldüler. Şehrin durumu pek yürekler acısı. Askerlerden başka 50.000 göçmen, aileleriyle beraber sokaklara doluşmuşlar. İnsan bu sefalet kafilelerini seyrederken korkunç bir izlenim ediniyor. Zavallı erler dileniyor, açlıklarını haykırıyorlar." 5 Kasımda Selanik Valisi Nazım Bey ve kentin 17 ileri geleninin imzalarıyla gönderilen bir yazıda, Hasan Tahsin Paşadan şehrin yakınında savaş yapılmaması isteniyordu. Paşa da karamsardı. Toplarının çoğunu, askerlerinin bir kısmını, moralini yitirmişti. Her taraftan kuşatılmış 25.000 askerle, 100.000i aşan Yunan ve Bulgar ordularına karşı dövüşmenin boşuna kan kaybı olacağını düşünüyordu. 7 Kasımda top sesleri Selanikten duyulmaya başlamıştı. Herkes dehşet içindeydi. "Şafak sökerken İngiliz ve Fransız savaş gemileri görüldü limanda. Arka arkaya Avusturya, Alman, İtalyan ve Rus gemileri de limana girip demirlediler." Avrupalı büyükler, şehirdeki kendi vatandaşlarını, bankalarını ve iş yerlerini bir karışıklık anında korumak için önlem alıyorlardı. "Bu kararsız ve tehlikeli durumdan kurtulmak için Selanikin sivil makamları ile kordiplomatik, şehri teslim etmeyi düşünmeye başladılar. Çünkü Hasan Tahsin Paşa, bırakın tüm müttefikleri, sadece Yunanlıların ileri harekatını bile durduracak durumda değildi. Şehrin tepelerinden Osmanlı askerlerini ricat (çekilme) halinde görünce, bu yönde ilk adımı şehrin belediyesi attı. Sonunda Tahsin Paşa da onayladı teslim olma fikrini. Elinde ne kuvvet vardı, ne top, ne cephane. Sağanak hiç durmuyor, geceleri asker neredeyse çamurun içinde yatıyordu." 7 Kasımda Tahsin Paşa ile Yunan Veliahti Konstantin arasında, yabancı konsoloslar aracılığı ile başlayan teslim görüşmeleri, 8 Kasım akşamı sonuçlandı. Buna göre teslimden sonra Osmanlı askerleri şehir dışına yerleştirilecek ve hiç biri harp esiri sayılmadığından serbestçe dolaşabileceklerdi. Silah ve cephane de bir yere depo edilecek ve savaşın sonunda gerek asker ve gerekse silah ve cephane memleketlerine gönderilecekti. 8 Kasım 1912 günü akşamı, Selanik cephesindeki Türk ve Yunan kuvvetleri arasında ateş kesildi. 9 Kasım sabahı ise Yunan öncüleri, hiçbir direnişle karşılaşmadan, bir tek kurşun bile atmadan, ellerini kollarını sallayarak Selanike girdiler. 470 yıl sonra ilk defa bir yabancı asker şehre, Yunanca adıyla "Thessaloniki"ye ayak basıyordu. Times savaş muhabiri, o günle ilgili olarak gazetesine şu haberi geçiyordu: "Hiçbir kadim A [Ödev İndir]