MAI VE SIAH - KıRMıZı VE SIAH ADLI ROMANLARIN KARŞILAŞTIRMASI [8 Sayfa]


KIRMIZI VE SİYAH ( Le Rouge et Le Noir ) Eser Üzerine: Stendhal’ı herkesten çok kendi kendisi ilgilendirirdi. Bunun için hemen hemen bütün romanlarına kendinden birşeyler katmıştır. Kırmızı ve Siyah’ın kahramanı Julien, Stendhal’ın istediği gibi tuttuğunu koparan bir kişidir. Mümkün olsa romancı Julien gibi olmak isterdi. Stendhal, Kırmızı ve Siyah’da kötü insanın psikolojisini inceler, onu bu yollara sevkeden iç sebepleri araştırır. Kahramanları okuyucunun daha iyi tanımasını, öğrenmesini sağlar. Roman, Napoléon’un savaşları sonunda Fransız toplumunun durumunu göstermesi bakımından da önem taşır. Yorum: Julien Sorel, Fransa’nın küçük bir şehri olan Verrières’de bir marangozun oğluydu. Napoléon düşmüştü ama hâlâ sağda solda pek çok hayranı kalmıştı. Bunlardan biri de Julien’di. Julien kendini dine çok bağlı gösterirdi. Napoléon bozguna uğradığına göre artık idareyi ordudan çok kilisenin ele alması gerektiğine inanıyordu. Ordunun kırmızısını değil dinin siyahını seçiyordu. Bilgisi ve zekâsı sayesinde kasabanın belediye başkanı M. de Rénal, Julien’i çocuklarına öğretmen olarak aldı. Mme. de Rénal, hayatı boyunca, üzerine düşen her vazifeyi yapmıştı; iyi bir eş, şefkatli bir anneydi. Ama herhangi bir kadında aşk arzusu uyandıramayacak kaba saba bir adam olan kocasına asla âşık olmamıştı. Mme. de Rénal, soluk yüzlü genç öğretmeni beğenmiş, kısa zamanda ona âşık olmuştu. Julien, kadına hükmedebilmek için, biraz da onu memnun etmeyi vazife bildiğinden, onunla sevişmeye başladı. Bir süre sonra da onu gerçekten sevdiğini anladı. Julien, izinli bir zamanında yoksul arkadaşı Fouqué’yi görmeye gitti. Arkadaşı ona birlikte iş kurmayı teklif etti, ama Julien sevgilisi ile sürdüğü hayattan memnundu. Macera, şehrin yoksullar evi müdürü M. Valenod tarafından M. de Rénal’e yazılan bir mektupla açıklandı. Valenod, M. de Rénal’in, Julien’i evine öğretmen almasını kıskanmıştı. Bir zamanlar kendisi de Mme. de Rénal’e yakınlık göstermiş ama kadından karşılık görmemişti. Âşıklar, durumu bir dereceye kadar düzeltmeyi başardılar. M. de Rénal, Julien’i Besançon’daki seminerlere göndermeye razı oldu. Bunu daha çok Julien’in öğretmen olarak M. Valenod’nun evine girmesini önlemek için yapmıştı. Julien gittikten sonra Mme. de Rénal yaptıklarından pişmanlık duymaya başlamıştı. Kocasına ihanet ettiği için kendini suçlu buluyordu. O günden sonra dine daha fazla bağlandı. Julien, seminerdeki hayatından pek memnun değildi. Buradaki bir takım insanlarla geçinmek zor oluyordu. Öğrenciler de kendisinden hoşlanmıyorlar, aşırı zekâsından çekiniyorlardı. Tek arkadaşı, ahlâka çok önem veren Abbé Pirard’dı. Julien, katedralin dekorasyonuna yardım etmek için kasabaya gitti. Mme. de Rénal’i gördü. Kadın bayılmıştı ama Julien onun yanına gitmedi, vazifesi onu başka yanlara bakmaya zorluyordu. Ama bu olay onu hayli sarstı, zayıflattı. Abbé Pirard o bölgenin piskoposuna karşı geldiği için seminerdeki görevinden atılmıştı. Pirard, piskopos aleyhindeki bir takım davalara bakan Marquis de la Mole’un tarafını tutuyordu. Pirard işinden atılınca Marquis ona Paris’te başka bir iş buldu. Marquis, Julien’i de yanına sekreter olarak almıştı. Julien, kendisini seminerden kurtardığı için bu adama borçluydu. Paris’e giderken gizlice Mme. de Rénal’i ziyaret etti. Kadın pişmanlık ve korku duyguları içinde Julien’i reddetmeye çalıştıysa da en sonunda onun kolları arasına düştü. M. de Rénal şüphelenmişti, karısının odasını aramaya karar verdi. Julien, yakalanmamak için pencereden aşağı atladı, bu da az kalsın hayatına mal oluyordu. Marquis, Julien’in iyi çalıştığını görerek ona güvenmiş, işinin birçok gizli taraflarını açmıştı. Genç adamı ailesiyle de tanıştırmıştı. Ara sıra Julien, Marquis’nin ailesi ve misafirleriyle birlikte yemek yiyordu. Genç adam Marquis de la Mole’u asaletinden dolayı fazla gururlu buldu. Kızı da onun gibiydi. Güzel gözlü, ağır başlı bir kızdı. Oğlu Kont de la Mole kibar ve hoş bir delikanlıydı. Ama Julien Paris yüksek sosyetesini herşeye rağmen pek [Ödev İndir]