LAPAROSKOPIK CERRAHI [8 Sayfa]


LAPAROSKOPİK CERRAHİDE ANESTEZİ UYGULAMASI Tanım ve Tarihçe; Laparoskopi; abdominal boşluğun optik bir sistem ile gözlenmesidir. Laparoskopik cerrahi 20 yıldan beri üroloji, jinekoloji ve gastrointestinal cerrahide kullanılmaktadır. Bu teknik giderek gelişmiş; laparoskopik splenektomi,kolektomi ve renal transplantasyon gibi majör cerrahi uygulamalarda da yerini almaya başlamıştır. Tıp tarihi içinde endoskopinin ilk kullanımı ilk rektal spekulumu tanımlayan HİPOKRAT tarafından yönetilen Kos okuluna kadar geri gider.(M.Ö.460-375). İlk jinekolojik spekulum ise M.S.709 yılında yıkılan Pompei harabelerinde bulunmuştur. Vucut boşluklarının gözlenmesine yardımcı ilk ışık kaynakları,M.S. 1000 yıllarında kullanılan aynalardır.1587 de Aranzi güneş ışınlarını su dolu bir cam küre içinden geçirerek odakladığı nasal boşluğu incelemede kullanmıştır. 1900 lerin başlarında endoskopi daha çok mesane ,rektum,larinks, özefagus incelemesinde kullanılmakla birlikte 1901’de Petersburg’dan Von Ott modern açık laparaskopinin babası sayılabilecek ilk ventroskopiyi uygulamıştır. Bir yıl sonra Kelling abdominal kavitenin hava ile doldurulmasının görüntü kalitesini iyileştireceğini vurgulamış ve deney hayvanları üzerindeki çalışmaları ilk gerçekleştiren kişi olmuştur . Daha sonra 1910’ da İsveç’te asitli hastalar üzerinde ilk laparoskopiyi uygulayan Jacobeus, Kelling ile birlikte modern laparaskopinin babası sayılmaktadır. Nordentoef; 1912 de Trendelenburg pozisyonunu tarif etmiş ve ilk trokarı kullanmış, 1925 te Zollikofer insuflasyon amacı ile CO2 kullanmaya başlamış ve 1938 de Verres bugün de kullanılan insuflasyon iğnesini yaratmıştır.1929’da Kalk; operasyon sahasına ikinci bir delik açarak pnömoperitoneumu oluşturmuş ve geliştirilmiş optik sistemi tasarlamıştır.Genel cerrah Fervers 1933 te adhezyolizis amacıyla ilk operatif laparaskopiyi uygulamıştır.1934 yılında Ruddock, kendi geliştirdiği aletlerle laparoskopik uygulamayı ilk defa başlatan kişi olmuştur.1937 de Hope ektopik gebelik tanısında ilk olarak laparoskopiyi kullanmıştır.1952 yılında ilk defa soğuk ışık kaynağı kullanılmıştır.1979-1982 yıllarında lazer uygulamaya girmiştir. 1982’de ilk laparoskopik KC biopsisi rapor edilmiştir.İnsanda ilk laparoskopik kolesistektomiyi 1987’de Fransız cerrah Mouret başarıyla uygulamıştır. Laparoskopik uygulamalarda pelvik organların rahat gözlenebilmesi için hastalara pozisyon verilmesi gerekmektedir.Bu pozisyonlar : A-Trendelenburg (Head down) B-Head up şeklindedir. A)TRENDELENBURG POZİSYONU:Bu pozisyonda hasta 18-20 derece başaşağı pozisyona getirilmektedir.Bu şekilde karın içi organların etkisi ile diyafragma yukarı doğru hareket etmekte ve akciğerlerin ekspansiyonunu sınırlandırmaktadır.Böylece tidal volüm %16-18 oranında azalmaktadır. B)HEAD UP POZİSYONU:Bu pozisyonda ise kardiyak output (CO) , venöz dönüşün azalması sonucu düşmektedir. HASTA POZİSYONUNUN HEMODİNAMİK ETKİLERİ: A)TRENDELENBURG POZİSYONU: Normotansif hastalarda head down pozisyonda , santral venöz basınç ve CO artar. Baroreseptör reflekse bağlı olarak hidrostatik basınç artışı, bradikardi ve vazodilatasyon ile birliktedir. 15 derecelik pozisyonda önemli derecede hemodinamik değişiklik görülmez. Öte yandan , koroner arter hastalığı olanlarda basınç ve santral kan volümü değişiklikleri daha belirgindir ve myokardın oksijen ihtiyacı daha çok artar. Trendelenburg pozisyonu serebral sirkülasyonu da etkiler. Dolayısıyla intrakranial basıncın artmasından kaçınmak gerekir. Bu pozisyon hava embolisi riskini artırır. B)HEAD UP POZİSYONU: Bu pozisyonda bacaklarda venöz staz oluşur. Venöz dönüşteki azalmaya bağlı olarak CO ve ortalama arteriyel basınç düşer.Doppler tekniği ile pnömoperitoneumun kendisinin de femoral venöz basınç ve femoral ven çaplarının artmasına neden olarak venöz staza katkıda bulunduğu gösterilmiştir. PNÖMOPERİTONEUM PATOFİZYOLOJİSİ Pnömoperitoneum, karın ön duvarını karın içi organlardan ayırarak rahat görüntü ve çalışma kolaylığı sağlamak amacıyla abdominal kaviteye hava verilmesidir.Modern yüksek basınçlı insuflatörler dakikada 4 – 6 lt gazı karın içine verebilirler.Operasyonların çoğu 15 mmHg değerindeki intraabdominal basınçta gerçekleştirilebilir.Pnömoperitoneum oluşturmak için en sık kullanılan gaz CO2’ dir.Ayrıca hava, nitröz oksit(N 2O), oksijen ve helyum da kullanılabilmektedir. CO2 , patlamaya yol açmaması, kanda eriyirliğinin yüksek olması, hızla [Ödev İndir]