İNHALASYON ANESTEZİSİ [9 Sayfa]


İNHALASYON ANESTEZİSİ Solunum yolu ile alınan anestenik gaz ve buharlar alveollere, oradan da kana diffüze olur. Beyne ulaşan anestezik miktarı, belirli seviyeye vardığında da genel anestezi meydana gelir. Bu olayın anlaşılabilmesi için inhalasyon anestiziklerinin alınması (uptake) dağılım (distribüsyon) ve atılımı (eliminasyon) konularının iyi anlaşılması gerekir. İnhalasyon anesteziklerinin alınması ve dağılımı; İnhalasyon anesteziklerinin meydana getirdiği, genel aneztezinin derinliği doğrudan doğruya bu maddelerin beyindeki parsiyel bsıncına; uyuma ve uyanmanın hızı da basınsın değişim hızına bağlıdır. Beyindeki anestezik ajan basıncı hemen daima arteriel kandaki basıncına çok yakındır. Bu basınçları kontrol eden etkenler şöyle sıralanabilir: 1- İnspire edilen gaz karışımı içindeki anestezik yoğunluğu 2- Anestezik maddenin akciğerlere ulaştırılmasını sağlayan pulmoner ventilasyon 3- Anestezik maddenin alveollerden arteriel kana geçmesi 4- Anestezik maddenin arteriel kandan dokulara dağılması Anestezik Yoğunluğu İnspire edilen gaz karışı içindeki anestezik yoğunluğu veya basıncı, dolayısıyla alveoler anestezik yoğunluğu ne kadar fazla ise anestezi indüksiyonu o kadar hızlı olur. Ancak bazı ajanlar, solunum yollarını irrite ettiklerinden çok yüksek yoğunlukta verilemezler. İndüksiyon ve belirli bir anestezi derinliği sağlandıktan sonra yoğunluk azaltılarak anestezi, cerrahinin gerektirdiği düzeyde sürdürülür. Hastanın solunumunu tutması, loringaspazm ve öksürük olayın akışını değiştirir. İnspire edilen anestezik yoğunluğu bakımından önemli diğer bir konu anestezi devresinin volumü, tipi ve anestezik maddenin kauçuk kısımlar ve sodalime’daki erirliğidir. Böylece gerçekte inspire edilen gazın kompozisyonu, sadece vaporizatörün ayarlandığı değere değil taze gaz akımı, solunum devresinin volümü, anesteni makinesi veya solunum devresince absorbe edilen miktara bağlıdır. Kauçukta erime en çok metoksifluran için söz konusu olup diğer ajanlar için klinik önemi yoktur. Sodalime kuru olmadıkça öneml miktarda tuttuğu anestezik tutmaz. Kuru sodalime imdüksiyonu yavaşlatabilir. Daha sonrada tuttuğu anestezik maddeyi salabilir. Anestezi devresinin etkisi tekrar solumalı devrelerde önem kazanır. Burada inspire edilen gaz, anestezi makinesinden gelen ve hastanın ekzak ettiği gaz olmak üzere iki kom-panenttan oluşur. Anestezik yoğunluğu (FA) yağda erirliği ile belirlenmek üzere tekrar solumanın derecesi ve hastanın buradan aldığı ajanın miktarına göre değişir. Tekrar solumada veya uptake’deki azalma erirliği fazla bir ajanın, alveoler anestezik yoğunluğu (FA) erirliği az olana göre daha fazla artışa neden olacaktır. Taze gaz akımı artırılarak tekrar – soluma azaltılabilir. Ancak bunun oksijen anestezik madde tüketimini artırma, ortamı kirletme, kuru gazların alınması ve solunumun balonunun hareketlerini değerlendirmede güçlük gibi sakıncalarıdır. Buharlaştırıcının tipi ve akımı kopmansanyonlu oluşu da önemli etkenlerdendir. Sonuç olarak: Taze gaz akımı ne kadar fazla, devre volümü ne kadar küçük ve devre absorbsiyonu ne kadar az ise Anestezik yoğunluğu (F1) taze gaz akımı içindeki konsantrasyona o kadar yakındır. Bunun klinik sonucunda hızlı indüksiyon ve hızlı ayrılmadır. Pulmoner Ventilasyon Anestezik madde kan tarafından alınmaz idi (FA) Alveoleranestezik yoğunluğu hızla F1 (gaz karışımı içindeki anestezik yoğunluğu) eşitlenirdi. Ancak her inspirasyonla akciğerlere ulaştırılan gaz bir yandan fonksiyonel rezidüel hava ile dilue olurken bir yandan da kan tarafından alınmaktadır. Bu nedenle F1 – FA dan yüksektir. (FA:F1 i) Alveoler yoğunluğunun isnpire edilen yoğunluğa ulaşması yani FA : F1 oranının 1 olması için belli bir süre geçmesi gerekir. Uptake’i hızlı olan bir ajanla bu süre daha uzundur. Örneğin: tekrar – solumasız bir sistemle sağlıklı bir hastada bu eşitlenme 3’de olmaktadır. Eğer dakika solunum volümü büyükse alveolde dolayısıyla arteriel kanda anestezik basıncı yükselir. Bu şekilde solunumun hızlı olduğu durumlarda indü [Ödev İndir]