HİTLER OYUNCAGIMI ÇALDI [7 Sayfa]


HİTLER OYUNCAGIMI ÇALDI Hitler zamanında Almanya’lı fakat Musevi bir aile vardır.Bu aile,Hitler başa gelene kadar mutlu bir hayat yaşar fakat Hitler’in hükümdarlık koltuğuna oturması ile birlikte Hitler’in soykırımından kaçarlar. Almanya’daki tüm varlıklarını Alman oldukları için değil,Musevi oldukları için Hitler’e ve ordusuna teslim etmek mecburiyetindelerdir. Almanya’daki tüm hayatları da sona erecektir. Fakat ailenin babasının işi.diğer ülkelerde yapılmaya elverişlidir. Ailenin babası bir gazete yazarıdır. İlk önce, İsviçre’nin Zürih kentine giderler. Bir süre burada kaldıktan sonra Fransa’nın Paris kentine, daha sonra ise , İngiltere’nin Londra kentine geçerler. Çok sık yer değiştirmelerinin nedeni, Hitler’in yayılma politikası, onları izleyişi, parasızlık ve yaşadıkları yerlerdeki hayat koşullarının iyi olmayışıdır. Aile mensubundan Anne ( ailenin küçük kızı) onları kendi gözlemleriyle anlatır. 12 saatlik bir yolculuk sonrası, Londra’da köhne bir otele yerleştik. ,parasızlığın ve yorgunluğun verdiği rahatsızlığı az da olsa otelde atmaya çalışıyorduk. Bu küçücük odada herkesin dalgın bakışları ve sessizliği onların düşünceye daldığını gösteriyordu. Uzun bir istirahattan sonra babam, yeni bir gazeteye yazmak için uğraşıyordu. Hitler’in acımasızlığı ve Fransa’ya doğru yayılışı, İngiltere’yi de korkutmuştu. Cadde ve sokaklarda Hitler’e karşı atılan sloganlar, olumsuz propagandalar, asılan afişler, İngiltere’nin tarafsız kalmadığına bir kanıttı. Geldiğimiz günü otel ve iş aramakla geçirdik. İkinci günün sabahında Hitler’in İngiltere’ye ilerleyiş haberini duyunca çok korkmuştum. Zaten de içimde bir huzursuzluk vardı, ve o anda babama sarılarak güvenebileceğim biri olduğunu hatırladım. Ve ona şöyle dedim: - Eyvah! Baba, Hitler bizi öldürmeğe, oyuncağımı aldığı gibi canımızı da almaya gelecek. Babam: - Hayır, pes etmemeliyiz. Buralara nasıl geldi isek, buradan da öyle gideceğiz. O, pes edenlerin içinde hiçbir umut olmayanların ve cesaretsizlerin canını alabilir. Biz güçlüyüz, umutluyuz, dedi. Bu sözlerden sonra, kendimde bir güç hissettim. Fakat Almanya’daki o acı günlerimi hatırladıkça korkmamak mümkün değildi. Babam, bu köhne ve nemli otelde hastalanmaya başlamıştı. Hastalığı gün geçtikçe ilerliyordu. Parasızlık yüzünden doktora da gidemiyorduk, ve imdadımıza otel sahibi Mr. White yetişti. Bu adam çok iyi bir insandı. Bizimle yakında ilgileniyor, yardımını esirgemiyordu, ve babama bu zor durumda bir iyilik yaptı, bir doktor çağırdı. Mr. White ‘ın bu hareketi beni ve ailemi çok duygulandırmıştı. Ona minnettar kalmıştık. Annem de böyle bir insanla karşılaştığı için Tanrı’ya şükrediyordu. Eğer böyle bir insanla karşılaşmasaydık, babamın ölümünü bile görebilirdik. Doktor, babamı muayene ettikten sonra, acı haberi duyurdu. Babam veremdi. Bu haberi duyunca yıkıldım. İçimden “eğer babam ölürse bize kim bakacak, kim para kazanıp bizi besleyip doyuracak, kim bizimle yakında ilgilenecek, kim?!” dedim. Gün geçtikçe durumu kötüye giden babam artık gazeteye yazı da yazamıyordu. Elden ayaktan düşmüş, yatağa mahkum olmuştu ve onun bu durumuna en az ailem kadar otel sahibi Mr.White da üzülmüştü. İmdadımıza yetişmesi için Manchester’daki amcam Mr. Smith’e bir mektup yazdım. Ona, İngiltere’ye gelmesini söyledim. Fakat bu mektubun yerine ulaşıp ulaşmadığını bilmiyordum, çünkü mektuplar Hitler ve Nazi ordusu tarafından inceleniyor, siyasi bir yazı ise , yerine ulaştırılmıyordu. Babam, her geçen gün ölüme daha da yaklaşıyordu. Bu durumda annem babama yardım etmek ve beni okutabilmek için gece gündüz çalışıyordu. Ben de çalışmak istedim , fakat yaşım uygun değildi. Daha onbirimdeydim , ve İngiltere’de okuduğum için bazı problemlerim vardı. Yaklaşık bir hafta sonra amcam Smith’e attığım mektup yerine ulaşmıştı ki cevabını aldım. “Geliyorum” İki gün sonra yanımızdaydı. Babamın o durumunu görünce gözleri doldu ve : “ Nerede o hareketli neşeli adam ! Yazık, şimdi ne yürüyor ne konuşuyor !“ dedi. Bundan üç gün sonra da babam öldü. O [Ödev İndir]