EURO [7 Sayfa]


EURO TAHVİL PİYASASI Avrupa Parasal Birliği ilk yılında bile tahvil piyasalarında kayda değer bir değişim yaşanmasına yol açmıştır. Özel şirketler tarafından çıkarılan tahvillerin tutarı büyük miktarda artarak merkezi hükümetler tarafından ihraç edilen tahvillerin tutarını aşmıştır. Kamu sektöründe yaşanan bu arz daralması APB’ne katılım için daha etkin kamu finansmanı politikaları gerektiren Maastricht kriterlerinin karşılanması nedeniyle doğal karşılanmalıdır. 1997 yılında GSYİH’nın %2.6’sı düzeyinde bulunan kamu açıkları 1998 yılında %2 seviyesine gerilemiştir. Bu oranın 1999’da %1.8 gerçekleşmesi tahmin edilmekte ve 2001 yılında %1.2’e kadar bir gerileme öngörülmektedir. Bu nedenle, kamu ihraçlarının payındaki bu düşüş eğiliminin devam etmesi beklenmektedir. Sonuç olarak, APB’ne dahil merkezi hükümetlerin tahvil borç stoğunun tüm hükümet borç stoğu içindeki payı 1998 sonundaki %52 seviyesinden 1999 sonunda %51 seviyesine gerilemiştir. Tahvil piyasasındaki ikinci eğilim şirketler tarafından yapılan ihraçların artması olmuştur. Kayda değer şekilde artan ihraç hacmi Avrupa piyasalarında kredi ürünlerinin yerleştiğini göstermektedir. Yatırımcılar kredi riskini değerlendirme kapasitelerini artırmışlardır. Varlığa dayalı menkul kıymet ve yüksek getirili tahvil piyasalarındaki gelişmeler, faiz oranlarının artması durumunda bile yatırımcıların fazladan getiriden vazgeçmeyeceklerini göstermektedir. 1999’un dördüncü çeyreği Euro’nun uluslararası önemini göstermesi açısından dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde Euro cinsinden yapılan ihraçların toplam tutarı ABD Doları cinsinden ihraçların toplam tutarından %81 daha fazla gerçekleşmiştir (Euro ihraçları=162,963 milyon Euro, ABD Doları ihraçları=90,207 milyon Euro). Tüm yıl gözönüne alındığında, Euro cinsinden ihraçların toplam tutarı ABD Doları cinsinden ihraçların toplam tutarından %28 daha fazladır (Euro ihraçları=812,099 milyon Euro, ABD Doları ihraçları=634,612 milyon Euro). Euro cinsinden sermaye piyasaları 1999 yılında büyük adımlar atmıştır, ancak süreç hala devam etmektedir. Düzenleyici reformların bu piyasalarda önümüzdeki dönemde belirleyici olması beklenmektedir. Bu reformlar arasında özellikle ABD muhasebe standartı FAS 133 (Financial Accounting Standard 133) ve Avrupa Komisyonu Finansal Hizmetler Eylem Planı (FSAP, Financial Services Action Plan) önem arz etmektedir. Türev ürünlerin ve riskten korunma aktivitilerinin muhasebeleştirilmesi amacıyla çıkarılmış bulunan FAS 133 standardının Aralık 2000’den itibaren yürürlüğe girmesi beklenmektedir. Bu nedenle 2000 yılı volatiliteden kaçınmak isteyen birçok ABD şirketinin Avrupa Birliği aktivitilerinin finansmanı ile ilgili konuları revize etmeleri için önemli bir yıldır. Yeni standartların yürürlüğe girmesi sonrasında, ABD şirketlerinin oynak (volatil) karlardan kaçınmak amacıyla faiz oranından ne kadar taviz verebileceği hususu önem kazanmaktadır. Euro bölgesinin ABD şirketleri üzerindeki etkileşimi düşünüldüğünde (doğrudan yatırım veya ticari alacakların oynak Dolar karşılığının yarattığı sonuçlar), FAS 133 standartının AB’deki menkul kıymet piyasalarında bir değişime yol açması beklenmektedir. Kapasitesini gösteren Euro şirket tahvilleri piyasasında, yeni standarttan kaynaklanan ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak büyük talep olacağı düşünülmektedir. Sermaye piyasalarının gelişiminde belirleyici olan diğer düzenleyici reform ise Avrupa Komisyonu’nunca hazırlanan mali hizmetlerde tek bir piyasanın yaratılmasına ilişkin Eylem Planı’dır. Söz konusu Eylem Planı Haziran 1999’daki Köln Zirvesinde Avrupa Konseyi’nce benimsenmiş olup başlıca unsurları şöyledir: • Prospektüslerin üye ülkelerde kullanımında yaşanan zorlukların ortadan kaldırılması ki bu uygulama tek bir sermaye piyasası yaratılmasında önemli bir adımdır. • Uluslarası Muhasebe Standartlarının kullanımına izin verilmesi. Böylelikle kreditörlerin kredi değerliliği hesaplamalarında kolaylık sağlanacaktır. • Emeklilik Fonları için getirilen yatırım kısıtlamaları [Ödev İndir]