BALıK ALARı [2 Sayfa]


“Beklemeye razıyım, ümidim olsun yeter” diyordu bir şarkı. “Bir şeyini yitiren bir şeyini, ümidini yitiren her şeyini yitirir” diyordu bir söz. Peygamber (asm) en güzelini söylüyordu; “Ümit, ümmetime Allah’ın bir rahmetidir. Eğer ümit olmasaydı hiçbir anne çocuğunu emzirmez, hiçbir ağaç diken de dikmezdi.” İnsanı canlandıran ümit, öldüren yeisti. Bu sebeple insan, her kemâli mahveden yeisi öldürüp her bir saadetin mayası olan ümidini hayatlandırmalı. Küçük şeylerin büyümesi, darlığın genişlemesi, tıkanıklığın açılması, yokuşların düzlüğe çıkması, kısaca kemâle doğru gitmekte ve faydalıya ulaşmakta insanı gayrete getiren ve say’e teşvik eden bu ümididir. O bir şeyin kemâldeki resmi hayâlinde dua niyetine durduğu sürece de ümidini yitirmeden kürek çekmeye devam eder insan. Hayâlindeki matlubuna kavuşma beklentisidir ümit. Ümit, hoş bir renge dönüştürür bu bekleyişi. Talep ettiğin şey her an gelebilir diye ümitle beklersin, belki iki saat beklersin, ama ümit o iki saatlik beklemeyi sana sevdirir, sabrettirir. Bir arkadaşınla buluşacakken ve her an yolun karşısından sana doğru gelebilirken, ha şimdi ha biraz sonra diye diye, iki saat seni öylece bekleten sadece ümidindir. Beklenen ve istenen o mutlu sona kavuşma sahnesi tekrarlanır da hayâlinde, o hayâlin biraz sonra gerçekleşeceği ümidi, saatleri sabırla içmene yarar. Ümidinle her bir saniye defalarca aynı kavuşma sahnesini seyrederek hayâlinde, gerçekte bir kere, hayâlinde bin kere kavuşma neşesi tattırır. Ya ümidi yoksa insanın, ya ye’se düşmüşse? İlk on beş dakika sabırsız bekleyişin ardından ‘Gelmeyecek’ kesin hükmüyle orayı terk edersin. Kırık dökük ve mutsuz geri dönerken, defalarca hayâlinde yaşanır kavuşamama sahnesi. Gerçekte bir, hayâlinde bin kere hüsran yaşatırsın kendine yeniden. Ve belki de sen hüsranla geri dönerken, otobüsü kaçırmış ve koşturarak ancak gelebilmiş arkadaşına da hüsranı tattırırsın bilmeden. Ümitsizlik, nice mutlu sonla bitecek şeyi böylece mahvetmiştir. Nice gayretlerini boğazlamıştır insan kendi eliyle. Nice mutlu kavuşmaları terk etmiş, nice tohum ve fidanları dikememiştir gelecekteki ağaca göremediği için. Ümit, bir incir tohumunda saklı olan koca incir ağacını hayâlinde görmektir. Ve o tahumu, ağaç neticesini almak ve hayâlin gerçeğe dönüşmesi için dikmektir. Hiç doğmamış minik bir yavruda büyük ve değerli bir insanı görmek, o neticeye ulaşmak için gayret etmektir. Nasıl olacak peki? Hiç acısız mı olacak, hiç zahmetsiz kolayca mı, zamansız bir anda mı? Hayır! O ümit ettiğin kemâl neticeye ulaşmak için acılar çekeceksin, zahmetlerin olacak, bir anda olmayacak; saatleri, ayları ve belki yılları sabırla içeceksin. Ama o güzel sonu, o kemâl neticeyi hayâlinde seyrettinse, müntehasını gördünse daha mebdesinde iken; attığın her bir adım, ortaya koyduğun her bir emek, saatin her bir dönen çarkı, yere akıttığın her bir gözyaşı, içtiğin her bir acı, seni o neticeye daha da yaklaştıran unsurlar olacak. Belki en sonunda o neticeye ulaştığında kendine şöyle diyeceksin: Neticenin kendisi mi daha zevkliydi, o neticeye ulaşırken yaşadıklarım mı bu zevki bana tattırdı? Belki her ikisi de. Ve an gelip kavuştuğumuzda. Eğer soracak olsaydım kâinata, “Niçin beni dostumun yanına bir anda ışınlamadınız, bu kadar çile çekmeme sebep oldunuz?” diye, kulağıma fısıldayacaktı rüzgâr; “Eğer bunu yapsaydık yol boyunca seyrettiğin güzelliklerden ve onlardan aldığın ders ve ibretlerden mahrum olurdun. Ama işte tüm bu çile perdesine sarılmış güzellikleri göstermiyor insana yeis, sadece çileyi gösterip bezdirmeye çalışıyor. Hiç ümit etmediği ve hesapta olmayan şeylerle karşılaşmış hissediyor insan kendini çileyi görünce. Ümit edilen şey, uğrunda beklenen ve arzu edilen bir netice iken, beklenmedik hadiselerle iniyor yelkenler, ümitle beklemekten ve gayretten vazgeçiyor (Yelkeni inmiş bir kayığa rüzgâr hiçbir şey yapamazdı oysa. Ümit rüzgârı ancak yelkenini açanların işine yarar). İnsan en çok burada kaybediyor. Ümidini kaybettiği yerde kaybediyor her şeyini. Ümit ışığını yitirdiği o yerde karanlıklar içre kalıyor. “Allah’tan ümit kesilmez” bir teselli sözü değil bir emirdi oysaki. Ondan ümidini ancak O’nsuz olanlar keser. Öyleyse ümidini yitiren en önce O’nu, yakınlığını ve güvenini yeniden bulsun kendi içinde. Ümit ışığı yeniden doğsun böylece (Belki de ümidini yitirenin her şeyini yitirmesi, her şeyi olan Rabbini yitirmesinden, gafletindendir). Yoksa elinde yeisi tutan şeytanların ördüğü görülmez duvarlara toslamaktan kurtulamayacak. Beklemeye razıdır [Ödev İndir]