BAĞLAMA [3 Sayfa]


BAĞLAMA Anadoluda yapılan arkeolojik kazılarda, Milattan önceki dönemlere ait Sümer, Hitit kabartmalarında ve Yunan antik eserlerinde bu günkü bağlamaya benzer sazlara rastlanılmıştır. Ancak, bu konuda yakın tarih ile bağlantı sağlayan somut verilerin olmayışı, bu kalıntıların görünümden öteye değerlendirilmemesi sonucunu doğurmuştur. Zirâ bağlama formlu çalgılar (literatürlerde adlandırma genellikle Lautedır) hakkında varolan en eski yazılı bilgiler; genellikle Çin kaynaklarında ve yaklaşık M.S. 1. yüzyıldan itibaren başlamaktadır. Bu nedenle araştırmacıların çoğunluğu tarafından, büyük göçler sonrası Asyadan Anadoluya getirilen Kopuzun, bağlama ve bağlama formlu çalgıların menşei olduğu görüşü temel alınmaktadır. Her ne kadar konunun inanç boyutu doğrultusunda Şamanizm bağlantısı ile bu görüş desteklense de, Anadolu gibi önemli bir kültür coğrafyasında böylesine bir boşluk olduğunu ve bu boşluğun tarihin çok ileri bir döneminde salt taşınma yoluyla dolduğunu düşünmek akılcı değildir. Kaldı ki; bağlama formlu çalgılarda gelişmişlik, çeşitlilik, çalım zenginliği, geniş kullanım özellikleri vd. noktalar göz önüne alındığında Anadolunun çok farklı olduğu hemen dikkat çekmektedir. Buradan hareketle, ateşin ilk nerede ve kimin tarafından bulunduğunun bilinmesi kadar karmaşık bu konuda, Asya ve Anadolu toplumlarının çalgı yaratma ve kullanma kültürünün bir arada düşünülüp değerlendirilmesi daha doğru olacaktır. Çalgıların, bağlı olarak kopuz (bağlama) tipli çalgıların çıkış kaynağı, formu konusunda da farklı görüşler vardır. Bunlardan en belirgin olanı; avlanma yayındaki kirişin titreşimini değerlendiren insanoğlunun bu bilgiyi geliştirerek (avlanma yayına su kabağı vb. maddelerden ses kutusu eklemesi, bu yapıyı daha sonra tek parça ağaçtan yapması, ses tablosu fikri, tel sayısı artması, burgu, perde sistemi vb.) günümüz çalgılarına ulaştığıdır. Özellikle, kuzey Asya gibi dış etkilere önemli ölçüde kapalı kalmış bölgeler ile, değişim ve gelişimlerden nispeten daha az etkilenmiş orta ve güney Asyadaki çalgılar incelendiğinde, bu görüşün doğru olma ihtimali ağırlık kazanmaktadır. Zira; sazların hala prototiplerine yakın (kavisli sap, ilkel ses kutusu-ses tablosu, at kılı, bağırsak tel vb.), çalım tarzlarının çok eski karakterli olduğu rahatlıkla görülmektedir. Bu teorinin geniş sahaya yayılmış örnekler incelenerek ve buradan hareketle kurgulanmış aşağıda verilen çizimi Telli Sazların Doğuşu Asya ve Anadolu gelenek ve göreneklerinde derin izleri görülen, Islâmiyetten önceki inanç sistemi Şamanizmin temelinde kopuz kültürü yatmaktadır. Prototip Kopuz Mısır Harpası Kıl Kopuz Telli sazları el veya ok (yay) ile çalmak en eski geleneklerdendir. Bir çok sazın ve bağlamanın prototipinin de ok veya el ile çalındığını tespit etmiş bulunuyoruz. Bağlama dahil, bugünkü birçok yaylı ve yaysız sazın atası kopuzun gelişimi, çok uzun bir süreçte olmuştur. Kopuzdan türeyen Asya ve Anadolu kültürüne ait birçok sazın bünyesinde, morfolojik yapıda, çalış tekniğinde vd. hususlarda ortak özellikler olduğu görülmüştür. Saz (Anadolu) Saz (Azerbaycan) Dutar (Özbekistan) Cura Baltasaz (Anadolu) Komuz (Kırgızistan) Kopuz: Asya ve Anadolu kültüründe ortak bir deyimdir. Dış etkilere daha kapalı olan Kuzey Asya kültüründe sazların adlarında genellikle kopuz terimi ve onomatopeler (ses yansımaları ve bu yansımalardan doğan adlandırmalar) yan yana kullanılmaktadır. Güneye doğru inildikçe onomatopelerle birlikte Farsça tel sayısı söyleyerek adlandırma geleneği ile karşılaşılmıştır. Dutar, setar vb. Bu gelenek Anadoluda da vardır. Ancak, adlandırmalar hep Türkçedir. Ikitelli, üçtelli vb. Tel unsuru ve telin nitelikleri sazlarda çok önemlidir. Araştırmalarımız sırasında telli sazlardaki ilk tel maddesinin at kılı olduğu tespit edilmiştir. Uzunca bir süre devam eden at kılından sonra bağırsak tel de kullanılmaya başlanmış, daha sonra özellikle ipeğin ulaşabildiği yerlerde ipek teller de takılmıştır. Telli sazlarda kullanılan en son madde i [Ödev İndir]