AVRUPA BİRLİĞİNİN ORTAK BALIKÇILIK POLİTİKASI [7 Sayfa]


AVRUPA BİRLİĞİNİN ORTAK BALIKÇILIK POLİTİKASI 21. yüzyıla yaklaştığımız şu dönemde, insanoğlu, Dünyanın doğal kaynaklarına giderek bağımlı hale geldiğinin daha fazla bilincindedir. Balık avcılığı ve yetiştiriciliği, denizlerin en önemli iki kullanım şeklidir. Sağlıklı ve beğenilen besin sağlamaları yanında, kıyı bölgelerinde çok ihtiyaç duyulan iş olanakları yaratmaları ve Avrupa Birliğinin balıkçılık bölgelerinde sosyal ve ekonomik gelişmeyi teşvik etmeleri de önem taşımaktadır. Deniz balıkları yenilenebilen, hareketli, ancak üremeleri ve göçleri büyük ölçüde insan faaliyetlerinin etkisi altında olan doğal kaynaklardır. Balık stokları ortak mirasın bir parçasıdır. Stoklardan balıkçılık faaliyetleri ancak sağlıklı bir çevrede sürdürülebilir. Stoklarda sürekli bir yenilenme ve deniz eko-sistemlerinin korunabilmesi, avcılık ve yetiştiricilik aktivitelerinin mutlaka uluslararası işbirliği anlayışı ile ele alınıp, uygulanması ile gerçekleştirilebilir. Ortak amaç, stoklardan sürdürülebilir yararlanmayı sağlamak ve Birlik içinde ve dışında, sorumlu bir balıkçılık anlayışını yerleştirebilmektir. Böylece Ortak Balıkçılık Politikası (OBP) çerçevesinde, işleme sektörü ve beslenmede oynadığı rol bakımından geleceğe yönelik garantiler sağlanmış olacaktır. Balıkçılık Faaliyetlerinin Yönetimi Avcılık, genel olarak evrensel doğal bir mirasın paylaşılmasıdır. Balıklar doğal içgüdülerine bağlı olarak deniz ortamında serbestçe hareket ederler. Ülke yönetimleri genel olarak münhasır ekonomik sahalarım kıyıdan itibaren 200 deniz miline çıkartmışlardır. Bu uygulamalar, bu saha içindeki petrol ve doğal gaz gibi, doğal zenginlikleri kullanmalarına da olanak vermiştir. Ancak doğal balık kaynaklarının değerlendirilmesi, genellikle söz konusu zenginliklere göre daha zor ve daha farklı bir uygulama şekline ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur. Hareketli ve yenilenebilen doğal bir kaynak olan balıkların üremeleri, herhangi bir etkileşim olmadan, tamamen bağımsız seyreder. Bu dezavantaj, istedikleri ortamda serbestçe yüzmelerinden ve bazı durumlarda uzun mesafelere göç etmelerinden kaynaklanmaktadır. Avlanıncaya kadar hiç kimse balıkların sahibi değildir. Aynı anlamda, denizden alınan her bir balık, diğer avcıların daha az balık avlanmalarına neden olacaktır. Bu nedenle her balıkçı, diğer balıkçılar üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu bağımlılık, diğer insanların aktivitelerini kaçınılmaz olarak etkilemektedir. Bu nedenle balık stoklan ortak mirasın bir parçası olarak ele alınıp, kollektif bir anlayışla yönetilmeli ve değerlendirilmelidir. Avlanma teknolojisi ve kullanılan ağları düzenlemek amacıyla politikalar belirlenmelidir. Sürdürülebilir bir balıkçılığın sağlanabilmesi amacıyla, sadece denizden avlanan balık miktarı değil, daha önemlisi türler ve büyüklükleri, kullanılan avlanma yöntemi ve avlandığı yerler de bilinmelidir. Bu nedenle, bu mirasın gelecek nesillere de aktarılması amacıyla avlanacak balık miktarının belirlenmesi, avlanma yöntemi ve av aracının nitelikleri kadar önem taşımaktadır. Bazen karışıklıklara neden olmuşsa da, balıkçılığın tarihi genellikle ortak problemlere çözüm arandığı, tesis edilen işbirliği çalışmaları ile şekillenmiştir. Balık avcılığı ve yetiştiriciliği, kıyı ve kırsal kesimde besin ve iş kaynağı olması bakımından önemli faaliyetlerdir. Buna rağmen, her iki faaliyetin başarısı, gerçekleştirildikleri denizel eko-sistemlerin korunmasına bağlıdır. Karşılaşılan en Önemli sorunlar, aşırı avcılık ve kirliliktir. Bu etkilerin öncüleri bilinmemektedir ve bu nedenle mücadelede ortak tavır alınması zorunludur. Avrupa Birliği içinde, balıkçılık sektörünün ortak bir yönetim altında tutulmasının başka bir nedeni de vardır. Birliğin esas görevleri ile ilgili kurallar düzenlendiği zaman, balıkçılık sektörünün tarım sektörü ile birlikte ele alınması planlanmış ve gıda arzının güvenceye alınması amaçlanmıştı. Günümüzde bu iki sektör tamamen ayrılmış ve balıkçılık endüstrisinin geleceği sorumlu balıkçılık uygulamalarına bağımlı hale g [Ödev İndir]